Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir.
Eser sözleşmesinde iş sahibinin asli edim yükümü ücret ödeme borcudur.
Eser sözleşmesinin esasının, ücret karşılığında iş görme faaliyetiyle belirli bir iş görme sonucunun yerine getirilmesinin taahhüt edilmesi olduğu ifade edilmektedir. O halde, iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme olan istisna sözleşmesinde karşılıklılık ilişkisi, iş görme edimi ve eseri teslim borcu ile ücret ödeme borcu arasındadır. Bu nedenledir ki, eser sözleşmesinde borçlanılan iş görme ediminin belirli bir iş görme sonucuna yönelmiş nitelikli bir iş görme edimi olduğu ifade edilmektedir.[1]
İvazlı bir sözleşme olan eser sözleşmesinde bir şey imal etme (bir eser meydana getirme) edimi ile ücret taahhütleri karşılıklı edimler niteliğindedir. Belirli bir emek sonucunun ivazsız olarak meydana getirilmesi taahhüt edilmişse kural olarak bir eser sözleşmesinden değil vekâlet sözleşmesinden bahsedilir.
İş sahibinin asli edim yükümünü ve eser sözleşmesinin zorunlu unsurunu teşkil eden ücret ödeme borcu, genellikle taraflarca sözleşme ile belirlenir.
Eser sözleşmesinde taraflar ücreti başlıca iki şekilde belirleyebilirler. Bunlardan ilki götürü ücret diğeri yaklaşık ücrettir.[2]
Taraflar arasında ücret konusunda bir anlaşma bulunmadığı hallerde ücret TBK. nun 481. maddesine göre eserin değeri ve yüklenicinin giderine bakılarak belirlenir.
II.GÖTÜRÜ ÜCRET
Ücretin götürü olarak belirlenmesi meydana getirilecek eser bedelinin önceden ve kesin surette tespit edilmesidir. Götürü bedel eserin tamamı için toptan bir ücret olabileceği gibi birim fiyat üzerinden hesaplanacak bir ücret de olabilir.[3]
Anahtar teslimi sabit ücret olarak adlandırılan toptan götürü ücret türünde, meydana getirilecek eserin tamamı için önceden tespit edilmiş tek bir meblağ vardır. Birim fiyat üzerinden hesaplanacak görürü ücret türünde, eserin meydana getirilmesi için gerekli birimler bakımından sabit bir fiyat belirlemek suretiyle ödenecek ücretin tespit edilmesi söz konusudur.[4]
TBK. nun 480/1. maddesi hükmüne göre ücret götürü olarak belirlenmişse yüklenici, eseri o ücretle meydana getirmekle yükümlüdür. Eser, öngörülenden fazla emek ve masrafı gerektirmiş olsa bile yüklenici, belirlenen ücretin artırılmasını isteyemez.
Eserin götürü ücretle meydana getirilmesi öngörülmüşse yüklenici bu taahhüdü ile bağlı kalmak zorundadır.[5]
Ücret götürü olarak kararlaştırılsa bile eser sözleşmede yer almayan bazı ilaveler yapılarak meydana getirilmişse yüklenici bu ilave işler için vekaletsiz iş görme hükümlerine göre talepte bulunabilir.[6]
Öte yandan götürü ücretli eser sözleşmelerinde önceden öngörülemeyen haller dolayısıyla ücretin artırılması veya sözleşmenin feshi imkânı getirilmiş bulunmaktadır.[7]
TBK. nun 480/2. maddesi hükmüne göre başlangıçta öngörülemeyen veya öngörülebilip de taraflarca göz önünde tutulmayan durumlar, taraflarca belirlenen götürü ücret ile eserin meydana getirilmesine engel olur veya eserin meydana getirilmesini son derece güçleştirirse yüklenici, hakimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı veya karşı taraftan beklenemediği takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahiptir. Dürüstlük kurallarının gerektirdiği durumlarda yüklenici, ancak fesih hakkını kullanabilir.
Götürü ücretle bir eser meydana getirme borcunu üstlenen yüklenici, olayların normal akışına göre beklenilen şartları göz önünde tutmaktadır. Fakat sonradan ortaya çıkan, önceden öngörülemeyen olağanüstü hallerin sözleşmenin ifasını aşırı derecede güçleştirmesi veya imkânsız kılması, karşılıklı edimler arasındaki dengeyi esaslı bir şekilde bozar.[8]
TBK. m.480/2 ile amaçlanan edimler arasındaki dengenin düzeltilmesi bakımından yükleniciye sözleşmenin değiştirilmesi, sözleşmeden dönme veya sözleşmenin feshi imkânını tanımaktır.
Götürü ücretli sözleşmelerde başlangıçta öngörülemeyen veya öngörülüp de taraflarca göz önünde tutulmayan durumlar nedeniyle sözleşmenin yeni koşullara uyarlanması ya da sözleşmeden dönme, başlangıçta öngörülmeyen ya da öngörülüp de taraflarca göz önünde tutulmayan durumların ortaya çıkması, ortaya çıkan olağanüstü durumun taraflarca belirlenen götürü ücret ile eserin meydana getirilmesine engel olması veya eserin meydana getirilmesini son derecede güçleştirmiş bulunması, olağanüstü durumların ortaya çıkmasının yükleniciye isnat edilmemesi ve tarafların aksine sözleşme yapmamış olması şartlarına bağlıdır.[9]
Yüklenicinin sözleşmeden dönme hakkını kullanabilmesi için ise götürü ücretli sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasının mümkün olmaması veya yüklenicinin sözleşmenin yeni koşullara uyarlanması isteminin iş sahibi tarafından kabul edilmesinin beklenilmemesi gerekmektedir.[10]
Ancak eğer olağanüstü durum yüklenicinin kendi kusurundan ileri gelmişse, örneğin malzemeyi zamanında elde etmeyerek aşırı derecede gecikmiş ve malzeme fiyatları bu arada yükselmişse, bu durumda yüklenici sözleşmenin yeni koşullara uyarlanması ya da sözleşmeden dönme talebinde bulunamamalıdır.[11]
TBK. nun 480/3. maddesi hükmüne göre götürü ücretli sözleşmelerde eser öngörülenden az emek ve masrafı gerektirmiş olsa bile iş sahibi belirlenen ücretin tamamını ödemekle yükümlüdür.
Sözleşme ile götürü bir ücret kararlaştırılmış ve yüklenici eserin bir kısmını meydana getirmiş ise iş sahibinden meydana getirilen kısmın kararlaştırılan ücret içindeki karşılığı talep edilebilir.[12]
III.DEĞERE GÖRE ÜCRET (YAKLAŞIK ÜCRET)
Eserin ücreti önceden ya hiç belirlenmemiş ya da yaklaşık olarak belirlenmiş ise, ücret, yapıldığı yer ve zamanda eserin değerine ve yüklenicinin giderine göre belirlenir.[13]
Bu hüküm, ücret miktarının hiç kararlaştırılmadığı veya yaklaşık olarak kararlaştırıldığı durumlarda ücretin hesaplanmasına yönelik yedek bir hukuk kuralı içermektedir.[14]
Eserin yapıldığı yer ve zamandaki değeri esasının, mekan ve zamanla gerçek anlamda bir ilgisi vardır. Süregelen zaman itibariyle ekonomik istikrarsızlığın devam ettiği hallerde, fiyatların değişkenlik göstermesi kaçınılmazdır. Örneğin 2007 yılında inşa edilen bir binanın maliyet değeri ile 2011 yılında inşa edilen bir binanın maliyet değeri aynı değildir. Bu durum ülkenin değişik yerleri için de geçerli olan bir durumdur. İklim koşulları, doğal yapı, ulaşım ve benzeri nedenlerle Doğu Anadolu Bölgesi’nde bir binanın inşa edilmesi için gerekli inşaat malzemesi, nakliye ve işçilik değeri ile Ege Bölgesi’nde bir binanın inşa edilmesi için gerekli malzeme, nakliye ve işçilik değeri aynı değildir. Eserin yapıldığı yer ve zaman, eserin maliyetini etkileyen önemli unsurlar olduğundan, gerçek değerin tespit edilmesinde eserin yapıldığı yıl fiyatları ile yerel fiyatların esas alınması gerekmektedir.[15]
Yapıldığı yer ve zamanda eserin değeri kavramından yüklenicinin yaptığı iş karşılığı elde edeceği kar ve o işe düşen genel giderler payı anlaşılmalıdır. Önceden belirlenmemiş ücretin saptanmasında sadece yüklenicinin yaptığı malzeme ve işçilik giderleri göz önünde tutulursa, böyle bir eser sözleşmesi ücretsiz ve vekâlete benzer bir sözleşme olur ve bu durum da eser sözleşmesinin ivazlı yapısı ile bağdaşmaz.[16]
Yüklenicinin giderleri, sözleşmede kararlaştırılan eserin meydana getirilmesi için başvurulan yardımcı kişilere ve alt yüklenicilere ödenen ücretleri, eserin meydana getirilmesi için kullanılan araç ve gereçler için yapılan giderleri, yüklenicin kendi sağladığı malzeme için yapılan giderleri kapsar.
Eser sözleşmesinde taraflarca önceden kararlaştırılmamış veya yaklaşık olarak kararlaştırılmış olan ücret, eserin meydana getirildiği zamandaki piyasa şartlarına göre mahkemece belirlenir. Bunun için konunun uzmanı olan bilirkişiye inceleme yaptırılmalıdır.[17]
Eser sözleşmesi gerekirse yemin delili ile ispatlanabilir. Ancak ücret iddiaya uygun olarak kanıtlanmamışsa, tarafların ücreti önceden kararlaştırmadıkları kabul edilerek, ücretin eserin yapıldığı yer ve zamandaki değerine ve yüklenicinin giderlerine göre bilirkişice tespit edilmesi gerekmektedir.[18]
Ücretin önceden belirlenmemiş olduğu durumlarda, ücretin tespit edilmesinde işin bitirildiği tarihin mi yoksa teslim tarihinin mi esas alınması gerektiği tartışmalıdır. Çünkü eserin yapım tarihi ile teslim tarihi farklı olabilmektedir. Sözleşmede tarih hususunda bir hüküm varsa sözleşme hükmüne uyma zorunlu olmalıdır. Sözleşmede hüküm bulunmaması durumunda ise ücretin hakkaniyet ölçülerine göre belirlenmesi gerekmektedir. Eserin taşınır niteliğinde olması durumunda, mülkiyet eylemli olarak iş sahibinin eline geçeceğinden ücretin eserin teslim tarihine göre tespit edilmesi uygun olur. Ancak eserin taşınmaz niteliğinde olması ve özellikle de eserin iş sahibine ait arsa üzerinde oluşturulması durumunda ücretin işin bitirildiği tarihe göre tespit edilmesi daha uygun olur.[19]
Yüklenicinin giderleri ve eserin değeri iş sahibinin umduğundan daha çok olsa da iş sahibi bunu ödemek zorundadır.[20]
TBK. nun 482. maddesi hükmüne göre başlangıçta yaklaşık olarak belirlenen bedelin, iş sahibinin kusuru olmaksızın aşırı ölçüde aşılacağı anlaşılırsa iş sahibi, eser henüz tamamlanmadan veya tamamlandıktan sonra sözleşmeden dönebilir.
Eser, iş sahibinin arsası üzerine yapılıyorsa iş sahibi, bedelden uygun bir miktarın indirilmesini isteyebileceği gibi, eser henüz tamamlanmamışsa, yükleniciyi işe devamdan alıkoyarak, tamamlanan kısım için hakkaniyete uygun bir bedel ödemek suretiyle sözleşmeyi feshedebilir.
Yaklaşık ücretin olağandan çok aşılmasına iş sahibinin kusuru neden olmuşsa ya da iş sahibi sonradan aşırı gidere razı olmuşsa bu durumda iş sahibi ücreti ödemek zorundadır.[21]
IV.ÜCRET ÖDEME BORCUNUN İFA ZAMANI VE İFA YERİ
Sözleşmede aksine bir hüküm bulunmadıkça, iş sahibinin ücret ödeme borcu, eserin teslimi anında muaccel olur.[22]
TBK. nun 479/2. maddesi hükmüne göre, eserin parça parça teslim edilmesi kararlaştırılmış ve bedel parçalara göre belirlenmişse, her parçanın bedeli onun teslimi anında muaccel olur.
TBK. m. 479/2 de kısmi teslimler için kısmi ödeme öngörülmektedir. Ancak ücrete mahsuben belirli zamanlarda verilmesi kararlaştırılan avans ya da geçici hak edişlerin durumu farklıdır. Çekince koymaksızın yapılan kısmi ödeme eserin teslim edilen kısmının sözleşmeye uygunlunun kabulü anlamı taşır. Ancak avans ya da geçici hak ediş ödenmesinin böyle bir anlamı bulunmamaktadır.[23]
Eser sözleşmesinde ücretin ifa yeri, tarafların açık veya örtülü arzusuna göre belirlenir. Aksine bir düzenleme mevcut olmadığı takdirde ödeme, alacaklının verme zamanında ikamet ettiği yerde gerçekleştirilir.[24]
V.ÜCRET ÖDEME BORCUNDA TEMERRÜT VE ZAMANAŞIMI
İş sahibi ücret ödeme borcunda temerrüde düşerse, yüklenici TBK. nun 125. maddesinde yer alan seçimlik haklardan birini kullanabilir.
Buna göre temerrüde düşen borçlu, verilen süre içinde, borcunu ifa etmemişse veya süre verilmesini gerektirmeyen bir durum söz konusu ise alacaklı, her zaman borcun ifasını ve gecikme sebebiyle tazminat isteme hakkına sahiptir.
Alacaklı, ayrıca borcun ifasından ve gecikme tazminatı isteme hakkından vazgeçtiğini hemen bildirerek, borcun ifa edilmemesinden doğan zararın giderilmesini isteyebilir veya sözleşmeden dönebilir.
Sözleşmeden dönme halinde taraflar, karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtulurlar ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebilirler. Bu durumda borçlu, temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat edemezse alacaklı, sözleşmenin hükümsüz kalması sebebiyle uğradığı zararın giderilmesini de isteyebilir.
Taşınır eser teslimini konu edinen eser sözleşmelerinde ücretini kısmen veya tamamen almadan eseri teslim eden yüklenici, ücret alacağını mülkiyeti saklı tutma anlaşmasıyla teminat altına alabilir. Taşınır eserlerin onarımında veya islenmesinde yüklenici, TMK. hükümlerine göre ücret alacağının teminatı olarak eser üzerinde hapis hakkını kullanabilir. Taşınmazlardaki yapı ve tamirat işlerinde müteahhit, iş sahibinden olan alacağı için taşınmaz üzerinde kanuni ipotek hakkından yararlanabilir.[25]
Eser sözleşmesinden doğan ücret alacağı hakkı, TBK. nun 147. Maddesi hükmüne göre beş yıllık zamanaşımına tabidir.[26]
[1] OZANOĞLU, Hasan Seçkin; “İstisna ve Özellikle İnşaat Sözleşmelerinde Müteahhidin (Yüklenicinin) Eseri Teslim Zamanında Gecikmesine Bağlanan İfaya Eklenen Cezai Şart (Gecikme Cezası) Kayıtları”, www.hukuk.gazi.edu.tr/editor/dergi/3_4.pdf, E.T. 14.12.2011, s.2
[2] ARAL, Fahrettin; Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri, Yetkin Yayınları, Ankara 2006, s.369
[3] YAVUZ, Nihat; Eser ve Hizmet Sözleşmeleri, Adalet Yayınevi, Ankara 2011, s.164
[4] ARAL, s.370
[5] AYDEMİR, Efrail; Eser Sözleşmesi ve İnşaat Hukuku, Adalet Yayınevi, Ankara 2009, s.190
[6] Y. 15. HD. 2304.1982K., 1982/676 E., 1982/955 K., YAVUZ, s.165
[7] AKKURT, Sinan Sami; “Türk Özel Hukukunda İş Sözleşmesi İle Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan Başlıca Yükümlülükler ve Anılan Sözleşmelerin Ayırt Edilmesi”, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt 10, Sayı 2, İzmir 2008, s.47
[8] ARAL, s.371
[9] “Taraflar arasında 08.09.1986 tarihli sözleşmede döşeme işinin 3350 TL/m2, ihrazat malzemesinin ise 2000 TL/m2 den yapılacağı belirtilmiştir. Böylece eserin ücretinin götürü bedele göre kararlaştırıldığı anlaşılmakla yüklenici işi bu bedele göre yapmakla yükümlü olup bedelin artırılmasını isteyemez. Yüklenici tarafından bedelin artırılmasını gerektiren haller ispat edilemediğinden mahkemece yapılan işin bedeli sözleşmedeki esaslara göre hesaplanmalıdır. Alınan bilirkişi raporunda da bu esaslar doğrultusunda alacak belirlendiğinden, bu dava alınan bilirkişi raporundaki hesaplama doğrultusunda, yani fiyat farkı verilmeksizin kabul edilmelidir.” Y. 15. HD. 20.01.1993 K., 1993/2015 E., 1993/157 K., YAVUZ, s.172
[10] AYDEMİR, s.192
[11] ZEVKLİLER, Aydın; Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri, Turhan Kitabevi, Ankara 2008, s.307