Sivas · İstanbul · Est. MMVI
VII

Ceza Hukuku

Bir ceza dosyasının kaderini belirleyen tek bir an varsa, o da çoğu zaman müvekkilin avukatı olmadan verdiği ilk ifadedir. Karakolda ya da savcılık huzurunda telaşla, hatta zaman zaman "açıklayayım da bu iş bitsin" düşüncesiyle verilen ifadeler; dosyaya öyle bir biçim verir ki, sonrasında istinaf ve temyiz aşamasında dahi onarılması çok zor olabilir. Bu nedenle gözaltı veya ifade çağrısı anında alınacak ilk hukuki destek, dosyanın seyri açısından en kritik aşamadır.

Büromuz; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu kapsamında, gözaltı ve ifade aşamasından istinaf ve temyize kadar her safhada hem sanık hem de mağdur (müşteki) müdafiliği üstlenmektedir. Soruşturma aşamasında susma hakkının doğru kullanımı, lehe delil toplanması talepleri ve koruma tedbirlerine karşı itiraz yolları; ileride verilecek hükmü doğrudan şekillendirmektedir. Bu nedenle her dosyada savunma stratejisi en baştan; müvekkilin geçmişi, dosyadaki delil durumu ve uygulanabilecek lehe kurumlar dikkate alınarak inşa edilmektedir.

Ağır Ceza Mahkemesi'nin görev alanına giren hayata, vücut bütünlüğüne ve cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar; mal varlığına yönelik nitelikli dolandırıcılık ve hırsızlık; kamu güvenine karşı suçlar ile bilişim suçları çalışma alanlarımız arasındadır. Zimmet, irtikâp, görevi kötüye kullanma, vergi kaçakçılığı ve nitelikli dolandırıcılık gibi beyaz yaka suçlarında (white-collar crimes) hem savunma stratejisi hem de müvekkilin ticari itibarının korunması yönünde çok boyutlu bir yaklaşım benimsenmektedir. Uzlaştırma, kamu davasının açılmasının ertelenmesi (deferred prosecution), hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve denetimli serbestlik gibi kurumların etkin kullanımı, lehe sonuç almanın çoğu zaman anahtarıdır.